Yeni sisteme öğrenciler tam alışıyor derken, giriş sitemin de değişiklik yapılacağına yönelik açıklamalar ise, kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Hele de bu tür açıklamaların tam da sınav öncesi zamanlarda yapılması, birçok adayın tedirgin olmasına neden oluyor.
ÖSYM başkanı Demir, önceki gün “Sınava her yıl yaklaşık bir milyon 800 bin aday katılıyor. YGS’de bilgiler sadece 160 dakikada ölçülüyor. Bu da ciddi bir sıkıntıya neden oluyor” diyerek, adayları daha fazla sınava dahil edeceklerini söyledi.
Bu uygulama ile sınav stresinin azaltılarak daha rahat bir ortamda gerçekleşmesi amaçlanıyormuş.
Yılların birikimini 3 saat gibi bir zaman diliminde ölçmek zaten başlı başına bir sorun.
Ancak öğrencileri birden fazla sınava sokmak da köklü bir çözüm değil.
Gençler en güzel çağlarını bu sınavlara hazırlanarak stres içinde geçiriyorlar.
Sisteminin neredeyse 3 yılda bir yıl değişmesi ise, öğrenciler üzerinde büyük sıkıntıya yol açıyor.
Deneme tahtasına dönen yeni sisteme, öğrencilerin dershaneye gitmeden adapte olmaları da oldukça zor.
Talep giderek artıyor
Sistem üzerinde ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın iş, öğrencilerin sınav stresini azaltmakla bitmiyor.
Çünkü asıl sorun giriş sınavlarından çok üniversite eğitimine olan talebin giderek artması...
Öğrencilerin üniversite öncesi son durakları olan liseler ise, sadece üniversiteye girebilmek için diploma veren kurumlar haline geldi.
Giriş sistemindeki plansızlık, daha önce sınava girip tekrar şansını deneyenler ve sınırlı kontenjanlar gibi sebepler yığılmayı artırıyor.
Sistemdeki plansızlık nedeniyle, yıllar önce mezun olan birçok kişinin sınava başvurması ise, sınava ilk kez girecek öğrencilerin yarışacağı aday sayısını artırıyor.
Ayrıca YGS’ye yalnızca daha önce sınava girip kazanamayanlar değil, üniversiteyi kazananlar da okudukları bölümü beğenmeyip tekrar tekrar giriyor.
Böylece üniversitelerin boş kontenjanlarının bir bölümünü yine bu öğrenciler doldurmuş oluyor.
YÖK'ün meslek liselerine getirdiği katsayı kısıtlaması da genel liselere olan talebi çoğaltarak üniversite kapılarındaki yığılmayı arttırdı.
Üniversiteler ise sınırlı sayıda olan kontenjanları sebebiyle yoğun talebi karşılayamaz hale geldi.
İşte tüm bu nedenler üniversite önündeki yığılmayı içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
Öncelikle giriş sistemindeki bu plansızlıklar ele alınmalı.
Yapılacak planlamalar ve sınırlamalar ile üniversiteye olan talep zaten giderek azalacaktır.
Zaman içinde öğrenciler bu kadar fazla adayla yarışmak zorunda kalmayacak ve üniversiteye girmek daha da kolaylaşacak
Adayların sınava girerken yaşadıkları stres de doğal olarak azalacak.