Gençlerin üniversite sınavlarına bu kadar fazla anlam yüklememelerini söylesek de maalesef fayda etmiyor.
Sınava giren yüzlerce öğrenci geleceğini bu sınav sonuçlarına göre şekillendiriyor.
Şu sıralar rehberlik öğretmenleri de yoğun bir koşuşturma içinde.
Adayları sınavla ilgili olarak son değişiklikler ve neler yapmaları gerektiği konusunda yönlendirme çabasındalar.
Öneriler, izlenecek tutum konusunda tavsiyeler ve dahası, öğrencilerin iyice bunalmalarına sebep oluyor.
Hatta sınav öncesi yapılan önerilere bazen diyet uzmanları da katılıyor.
‘Şu yiyecekleri yemeli, bu yiyecekleri yememelisiniz’ gibi uyarıların ardı arkası kesilmiyor.
Sürekli adaylara ‘soğukkanlı ve sakin olun’, ‘gereksiz yere endişeye kapılmayın’ deniyor.
Sınav yaklaştıkça gazete ve televizyonlarda da, sınavla ilgili programlar yapıyor.
Tabii ki bu yorumlardan kafası karışan öğrenciler, "Herkes sınavla ilgili konuşuyor, sınavı kazanmak çok zor" diye düşünebiliyor.
Sınavı kazanmak ortaöğretimde öğrenmiş olduğu temel bilgileri sağlam olmayan ve sistemli bir şekilde çalışmayan öğrenciler için zor olabilir.
Ancak bundan çok daha önemli bir şey var.
Başarılı öğrencileri bile farkında olmadan etkisi altına alan bu sinsi duyguya, uzmanlar ‘kaygı’ diyor.
Ne yapabilirim?
Peki öğrencilerin sınavda en az rakipleri kadar tehlikeli olabilecek bu duyguyu azaltmak için ne yapmalı?
Bu sorunun cevabını açıklamadan önce bakın, kaygı bir öğrencinin nasıl düşmanı oluyor!
“Sınava hazırlık için düzenli olarak dershaneye giden ve ders çalışan bir öğrenci, sınav yaklaştıkça, “Ya başaramazsam, ya o gün bir aksilik olursa, ya hastalanırsam” gibi gereksiz düşüncelere kapılmaya başlar. Bu düşünceleri kafasında öyle çok büyütür ki, hem çalışma performansı düşer, hem de kendini gereğinden fazla strese sokar. Sınav günü geldiğinde ise bu düşünceler korku yaşamasına neden olur. Sınav anında bildiği birçok soruyu bile çözemez. Yakasına yapışan kaygı, sınav sonuna kadar peşini bırakmaz ve başarılı olacağı halde sınavın kötü geçmesine neden olur.”
İşte bu örnekteki gibi aşırı kaygı, bir gencin onca emeğinin ve koskoca bir yılın boşa gitmesine neden olabilir.
Bu noktada size tavsiyem şu; ‘Sınava gerektiği gibi hazırlandıysanız ve elinizden geleni yaptıysanız kaygıya kapılmanıza hiç gerek yok’
Sınavı korkulacak bir şey gibi görmekten vazgeçip, olumlu düşünün ve kendinize güvenin.
Başkalarıyla sınav üstüne konuşmayın!
Son olarak kaygıyı azaltmak için neler yapılabileceği konusunda rehberlik uzmanlarının görüşlerine kulak verelim:
*Gergin olduğunu hisseden, son günlerde yakın çevreyle kolaylıkla çatışmaya giren veya aşırı alıngan olduğunu fark eden adaylar, ağır olmayan fizik egzersizleri yapabilirler.
*Yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi risk içermeyen egzersizlere günde yarım saat veya bir saat ayırmak, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
*Her gün sınava kaç gün kaldığını saymak var olan gerilimi daha da artırır. Karamsar düşünceler yerine olumlu düşünmeye çalışın.
*Kazanamama, başaramama olasılığı üzerine durmak, sürekli “ya olmazsa?” sorusunu tekrarlamak hızı kesmekten başka bir işe yaramaz.
*Sınava kadar elinizden gelenin en iyisini yapma hedefinde olun.
*Sınavdan önce kendinize koşul koymayın.
*Başkalarıyla sınav üstüne konuşmayın.
*Heyecan gereklidir. Heyecanlandığınızda bunun doğal olduğunu, hatta heyecanın bir ölçüde gerekli olduğunu düşünün.
*Zamanınızı planlamaya çalışın.
*Uykunuza özen gösterin ve beslenmenize dikkat edin.
*Kendinize ekstra sorunlar yaratmaktan kaçının.
*Kaygı düzeyinizi düşünceler belirler. Kendinizi başarıya yönlendirin.