Gece yatıyorsunuz sabah kalktığınızda bir bakıyorsunuz; ‘Puanlama artık şöyle yapılacak, yeni sınav sitemi böyle olacak’ gibi birçok değişiklik yapılmış.
Sistem üzerinde o kadar çok oynama yapılıyor ki, hızına yetişene aşk olsun. Öğrenciler tam bir sisteme alışmış derken, haydi yeni bir sistem ile karşılaşıyorlar.
Ancak bu yıl eğitim sisteminin tamamen değiştirilmesi ve bunun tepeden inme bir şekilde alelacele alınmış kararlarla oldu bittiye getirilmesi, bardağı taşıran son damla oldu.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni sisteme uygun hale getirilmesi için yapmaya çalıştığı devam niteliğindeki değişiklikler ise büyük tepkilere neden oluyor.
Veliler aslında, birçok yabancı ülkede denenmiş ve hüsranla sonuçlanmış sınavsız geçiş sistemi, kredili sistem, yabancı dil derslerinin seçmeli ya da zorunlu olmaması gibi sağlıksız uygulamalarla, daha öncede yüzleşmiş ve çocuklarını feda etmek zorunda kalmışlardı.
Şimdi yapılmaya çalışılanlar da çok farklı değil… ’4+4+4’ diye sunulan yeni eğitim sistemiyle belki de başka yeni nesiller feda edilmek üzere hazırlanıyor.
Okula başlama yaşından tutunda, okulların dönüştürülmesine kadar yapılanlar, ne bir uzmanın ne bir pedagogun ne bir velinin görüşü alınmadan dayatılmaya çalışıyor.
Olansa her zamanki gibi öğrenci ve velilere oluyor.
Bakanlık ne yapıyor?
Okula başlama yaşını küçültme kararıyla büyük tepki alan Mili Eğitim Bakanlığı, sistemin devamı niteliğindeki kararları uygulamaya sokmaya çalıştıkça, velileri çileden çıkarmaya devam ediyor.
Tüm bu olan biten karşısında geri adım atmayan Bakanlık yetkilileri ise, ‘sistemin nasıl işleyeceğini hep birlikte deneyerek göreceğiz’ diyorlar.
Peki bu siteme dahil olan çocukları ve velilerini hiç düşünüyorlar mı? Acaba kendi çocukları ve aileleri için ne düşünüyorlar?
Onlar her zamanki gibi ‘bir hal çaresini nasıl olsa buluruz’ diyerek kestirip atıyorlar. Ne de olsa bunca veli çocuğunu feda etmek için hazır bekliyor.
‘Feda etmek’ diyorum çünkü tüm bu olup bitenler karşısında diyecek başka bir söz kalmıyor.
İlköğretim okullarının imam hatip okullarına dönüştürülmesiyle başlayan süreç, Bakanlığın yeni eğitim sistemine uygun olmadığı gerekçesiyle, bazı ilköğretim okullarını dönüştürme işlemiyle devam ediyor.
Bakanlık şimdide İstanbul’da sadece çalışan anne-babaların çocuklarına eğitim veren etüt- beslenme ilköğretim okullarının normale dönüştürülmesi kararını aldı.
‘Bu kararları sisteme uydurmak amacıyla alıyoruz’ diyen yetkililerin kabahatlere bahane bulmasından bıktık diyen velilerin itirazları ise, her zamanki gibi ciddiye alınmıyor.
Tepki olarak önce ‘okuluma okunma’ diyen ve seslerini imza kampanyaları düzenleyerek duyurmaya çalışan veliler, “Bu okulları kapatmak isteyenler acaba bizim gibi çalışan anne ve babalara nasıl bir çözüm üretecek?, Bizi mağdur duruma sokamaya hakları yok’ şeklinde yetkililere isyan ediyor.
Birçok çalışan anne ise işinden izin alamadığı ve Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan protestoya gelemediği için, Pazar günü saat 17.00’de Kadıköy’de daha büyük bir yürüyüş yapmayı planlıyor.
Bakın bir veli bu konuda nasıl bir çağrıda bulunuyor: “Pazar günü etüt-beslenme okullarının dönüştürülmesiyle ilgili yapılacak olan yürüyüşe 2007 ocak-şubat-mart doğumlu çocuğu olan velilerin katılmasını da istiyoruz. 4+4+4 mağdurları kendilerini tek güç olarak göstermeli. Çocuklarının bu yıl ilkokula başlamaması için binlerce kişi imza attı. Bu kişilerin de yapılacak yürüyüşe katılmasını bekliyoruz’
Umarız yetkililer velilerin bu haklı tepkilerine kulak verirler ve gereken adımı hiçbir şey için geç kalınmadan atmış olurlar!