Velilerin bir kısmı ‘rapor almak, dilekçe vermek, sokaklara dökülmek’ gibi türlü direnişlerle çocuklarını okula yollamasalar da, birçoğu istemeyerek çocuklarını okula kayıt ettirmek zorunda kaldı.
Küçük yaştaki çocuklar, hatta hiç okul öncesi eğitim almayan binlerce öğrenci kendini bir anda okul sıralarında buldu.
Ancak bu uygulama daha şimdiden kaosa dönüştü.
Okulların açıldığı ilk gün gazetelerin sayfalarını ‘sınıflarda neredeyse öğrenciden çok velilerin göründüğü’ fotoğraflar süslerken, bu işin sorumluları ‘bir şey olmaz alışırlar’ demeçleriyle sütunları gereksiz yere doldurmaya devam ediyorlar.
Ancak kimsenin bu duruma alışacağı filan yok. Çocuğu küçük yaşta okula başlayan bir kaç veli ile görüşün, ne demek istediğimi iyi anlarsınız.
Her gün eve döndüğünde ‘okula gitmek istemiyorum, ben hiçbir şey yapamam’ diyenden, ellerini bile doğru düzgün yıkayamayan, bütün gün tuvaletini tutup altına kaçıranlara kadar çeşit çeşit üzücü durumlara şahit olursunuz.
Ama kimsenin umurunda mı? Günlerce, haftalarca uzmanından, pedagoguna, eğitimcisinden velisine yapılan uyarılar hiçbir şekilde dikkate alınmadı.
Bu uygulamada, her zamanki gibi doğru düzgün bir alt yapıyı hazırlanmadan, okulların fiziki yapıları tam olarak ayarlanmadan, çıkacak aksaklıklar için gerekli önlemler alınmadan velilere dayatıldı.
Nasıl olsa sıkıntıyı onlar çekmiyor. Olan yine her zamanki gibi öğrenci, veli ve öğretmene oluyor.
Bu uygulama uzun vadede devam eder mi bilmiyorum ama, velilerin çocuklarını bu şartlarda okula göndermek istemediklerini ve istemeyeceklerini çok iyi biliyorum.
Veliler elinizi çabuk tutun
Bu arada çocukları okul çağına yakın velilere önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.
Çocukların başarısında büyük etkenlerden biri kuşkusuz ‘okul öncesi eğitim.’
Ancak birçok veli çocuklarının okul öncesi eğitim alması konusunda gereken duyarlılığı göstermiyor.
Yapılan tüm araştırmalar, yedi yaşından önce okul öncesi eğitim alan çocukların daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor.
Okul öncesi eğitim gelişmiş ülkeler tarafından da yaygın eğitim sistemi olarak benimseniyor.
Ve..bu ülkelerde anaokulu eğitimi almadan ilköğretim okuluna başlayan çocuk sayısı yok denecek kadar az.
Ülkemizde ise veliler çocuklarını rahatlıkla gönderebilecekleri anaokullarına gerekli ilgiyi göstermiyorlar.
Birkaç yıldan beri okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çeşitli kampanyalar boşa gidiyor.
En önemlisi de hiç okul öncesi eğitimi almayan çocuklar, okula başladıklarında kaygı ve okul fobisini daha uzun süre yaşayabiliyorlar.
Bu da onların bütün eğitim hayatlarını etkiliyor.
Velilerin bu konuda daha duyarlı olup, çocuklarına mutlaka okul öncesi eğitim aldırmaları gerekiyor.
Bunlar da birkaç öneri…
Okul öncesi eğitim şart diyoruz ancak şu noktalara dikkat etmekte fayda var:
*Çocuğun gittiği kurumda verilen eğitimin onun ihtiyaçlarına uygun olup olmadığı iyi izlenmeli,
*Çocukların doğru konuşmaları için gereken çaba gösteriliyor mu?
*Eğitimde ailenin etkin katılımı sağlanıyor mu?
*Çocukların deneyerek ve yaşayarak öğrenmesine imkan tanınıyor mu?
*Çocuğun kendine güven duyması için gerekli olan eğitim ortamı sağlanmış mı?
*İşbirliği, hoşgörü, yardımlaşma davranışları özendiriliyor mu?
*Programlar hazırlanırken çocukların ilgi gösterdikleri alanların yanında ailenin, okulun ve çevrenin özellikleri dikkate alınmış mı?
*Arkadaşlarıyla iletişim kurması sağlanıyor mu?
*Oyun en uygun öğrenme yöntemlerinden biri olarak benimsenmiş mi?