Üniversite sınavının ve ilköğretim son sınıf öğrencilerinin iyi bir lisede eğitimlerini devam ettirebilmek için yarıştıkları SBS sonuçlarını heyecanla bekleyen öğrenci ve veliler, sonuçlar açıklanır açıklanmaz tatillerini yarıda bırakıp, tercih koşuşturmasına başladılar.
Ardından üniversite yerleştirme sonuçları derken, kayıt telaşı ve tatil bitti.
Sonuç ortada!
Şu sıralar eğitim gündeminin en yoğun konusu yine sınav sonuçları…
Televizyonu açtığınızda eğitim ile ilgili programların hemen hepsinde, toplantılarda, evlerde üniversite ve liselere giriş sınavlarının sonuçları tartışılıyor.
Tartışmalar ise bu sınavlarda başarısız olan öğrencilerin durumu, bunun sorumluları ve nedenleri üzerinde yoğunlaşıyor.
Herkes farklı yorumlarda bulunuyor, sistemi eleştiriyor.
Birçok uzman ve eğitimci, eğitim sistemimizin giderek daha kötü bir hale geldiğini ve bu gidişle sistemin çökeceğini vurguluyor.
Aslında eğitim sistemimizin geldiği bu noktayı sadece sınav sisteminin sonuçları ortaya koymuyor.
Ülkemizde uzun yıllardan beri her gelen eğitim sitemi üzerinde değişiklik yaparak adeta yap-boz tahtasına çevirdi.
Köklü reformlar yapılması gerekirken, pilot uygulamalar olmadan, alt yapı değiştirilmeden, tepeden inme kararlar uygulamaya geçirildi.
Vee sonuç ortada…
Her dönem yarış atı gibi koşturulan gençler bu sistemin bir parçası oluverdi.
Bu koşuşturma çocukları, gençleri öyle bir etkiledi ki birçoğunun yaşadığı stresten dolayı ruh sağlığı ve dengesi bozuldu.
Hatta çoğunluğu geleceğe karamsar bakar hale geldiler.
Bu sistemin eğitimi nasıl bir hale getirdiğini farklı yönlerden incelemeye devam edersek; ilköğretimde ve liselerde neredeyse ‘sınıfta kalma’ diye bir şey kalmadı.
Herkesin tek amacı iyi bir liseye ardından da iyi bir üniversiteye girmek için sınavlara hazırlanmak oldu.
Kaliteli bir eğitimin öğretmeyi seven nitelikli öğretmen kadrolarıyla yapılması gerekliliği unutulup, bir dönem herkes öğretmen yapıldı.
Çocuk ve genç psikolojisinden anlamayan öğretmenlerin yetiştirdiği öğrencilerin, bundan nasıl etkilendiklerinden bahsetmiyorum bile…
Şimdi de ‘öğretmen mi?, sistem mi?, öğrenci mi?, yöneticiler mi sorumlu?’ diye tartışılıyor.
Bu kafayla gidildiği sürece de daha çok tartışılır.
Her yıl başarısız olan öğrencilerin durumunu tartışmaya bırakıp, gelinen noktayla ilgili ciddi bir irade ortaya konulması gerekiyor.
Sistemin getirdiği olumsuzlukları en aza indirgemek için farklı ve kalıcı çözüm yolları bulunmalı…
‘Sıfırcı kuşaklar çoğalıyor mu?’ Okul birincileri bile neden açıkta kalıyor? vb. endişelerle bir gecede alınan kararlar sabah uygulamaya geçirilmemeli.
Aksi halde sistemi düzeltelim derken daha da kötü bir hale getirebiliriz.
Mesela eski dönemlerde olduğu gibi ‘sınıfta kalma’ sistemine yeniden ağırlık kazandırılabilir.
Sınıfta kalma sistemi, öğrencileri daha fazla çalışmak zorunda hissettireceği için çok önemli bir etken olabilir.
Bugün ki gibi ‘nasıl olsa sınıfta kalma yok’ diye düşünen bir öğrencinin okul başarısı da ancak bu kadar oluyor.
Öğrenciler sırf bu yüzden okulu ve dersleri pek ciddiye almıyorlar.
Hatta çoğu zaman öğretmenlerine saygısız davranışlarda bulunabiliyorlar.
Her ne olursa olsun bütçeden eğitime daha fazla pay ayrılması gerekiyor.
Çünkü okullar bugün fiziki eksiklik ve altyapı sorunlarını çoğunlukla kendileri gidermeye çalışıyorlar.
Bunu da ister her gün uyarı yapılsın, ister her yerde bangır bangır duyurulmaya çalışılsın, kayıt zamanında velilerden istedikleri paralarla ve yıl içinde eğitime katkı payı diye topladıkları ücretlerle yapmaya çalışıyorlar.
Kalabalık sınıflarda eğitim gören öğrencilerin durumuna gelince. Bunun içinde yeni dersliklere ihtiyaç olduğu ortada.
Lise ve üniversite sınav içerikleri ise ders programlarıyla daha uyumlu hale getirilmeli…
Çarpık eğitimin sonucunda ortaya çıkan dershaneciliğin önüne geçilmeli…
Okullardaki eğitim daha fazla işlerlik kazanmalı.
Her defasında gazete manşetlerinde yine ‘Binlerce öğrenci açıkta kaldı’ başlıklarını okumayalım…
Gençlerin gelecek endişelerini akılcı çözüm yollarıyla azaltmaya çalışalım…
Bir ülkenin gençliği gelecekten endişe duyarsa o ülkenin geleceğinin aydınlık olması mümkün mü?
Başarılı gençler ve mutlu bir gelecek dileğiyle…