Untitled Document

Eğitim bakanları sözlerini bir tutabilseler

Milli Eğitim Bakanı artık sözleşmeli öğretmen ataması yapılmayacağını söylemiş. İnşallah bu söz gerçekleşir de, üvey evlat muamelesi gören sözleşmeli öğretmenler arasına yenileri katılmaz.

İnşallah diyorum, bundan önceki hükümette Milli Eğitim Bakanı olarak görev alan Nimet Çubukçu da artık sözleşmeli öğretmen ataması yapılmayacağını ifade etmişti.

Bu sözü de kendisini ziyarete gelen Türk Eğtim Sen başkan ve yöneticilerine vermişti. Ama Çubukçu bu sözünü tutmadı ve sözleşmeli öğretmen atamaları devam edip gitti.

Şimdiki bakan da sözleşmeli öğretmen alınmayacağını ifade etmiş. MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın yazılı soru önergesine verdiği yanıtta Mİlli Eğitim Bakanı, şunları dile getirmiş:
"Halen bakanlığımız kayıtlarında sözleşmeli olarak görev yapan 165 öğretmen bulunmaktadır. Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler arasında sosyal haklar yönünden herhangi bir fark bulunmamaktadır. Şöyle ki sözleşmeli öğretmenler de yarı yıl ve yaz tatillerinde izinli sayılmakta ve izinli oldukları sürelerde maaşlarını almakta, doğum ve süt izni hakları bulunmakta, norm kadro kriterleri ve boş pozisyon çerçevesinde eş ve sağlık özrüne bağlı olarak yer değiştirmeleri yapılabilmektedir. Bundan sonraki atama dönemlerinde sözleşmeli öğretmen alımı yapılması düşünülmemektedir."

Zor tutulacak söze benziyor

Aslında bakan bazı tüyolar vermiş sözleşmeli uygulamasının devam edeceği yönünde.

Bakan diyor ki, "Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler arasında sosyal haklar yönünden herhangi bir fark bulunmamaktadır."

Bu sözleşmeli öğretmen atamalarına devam edebilriz şeklinde de algılanabilir. Madem kadrolu ve sözleşmeli öğretmen arasında fark yok, o zaman sözleşmeli olarak görev yapan öğretmenler neden habire, "kadrolu olmak istiyoruz" diyorlar. Demek fark var.

Zor tutulacak bir söz gibi ama inşallah bu bakan verdiği sözü tutar.

Böylesini de ilk kez duyuyoruz

Geçen ay Cumhuriyet gazetesinde bir haber vardı. Haber hiçbir bilimsel çalışmasına rastlanılmayan profesörlerle ilgiliydi. İnsan böyle bir haberi okuyunca inanası gelmiyor.

"Yok ya, daha neler bu kadarı da olmaz. Bilimsel araştırma çalışması yapmadan da profesör olumaz yani" diyor.

Ama olmuş maalesef. Hem de bu "hiçbir bilimsel çalışmasına rastlanılmayan profesörler" üniversitelere YÖK tarafından atanmışlar bile.
 
Şimdi bu profesörler ayda bir kez gittikleri Karabük ve Erzincan üniversitelerinde öğretim üyesi olarak gözüküyorlarmış. Ve de kısa sürede doçentlikten profesörüğe yükselmişler.
 
Ne denebilir ki. Onca hatasına, onca beceriksizliğine, onca iş bilmezliğine rağmen ÖSYM başkanına dokunmayan bir YÖK yönetimi var şu anda.

Böyle bir YÖK yönetimi elbette bu duruma da seyirci kalacaktır.

Kimbilir belki de bu işi YÖK yönetimine hakim olan zihniyet gerçekleştiriyor olabilir.

Demek adamlarda kanun korkusu olmadığı gibi Allah korkusu da yok herhalde. Hayırlısı olur inşallah.

tbekir@gmail.com
 

Yayin tarihi:  20/02/2012 -
Bu haber toplam 165 defa okunmuştur
Yazarlar
Copyright © egitimhabercisi.com
2011
 
 
Bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan
ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
09 Haziran   08:17